Ne İçin Sosyoloji

0
1163

ne

Ülkemizdeki sosyoloji eğitimi veren üniversitelerden her yıl yaklaşık 3000’e yakın sosyoloji öğrencisi mezun oluyor. Şayet üniversitelerin sınırlı akademik pozisyonları veya devlet tarafından bugüne dek açılmış 170 kişilik sosyolog kadrosuna giremediyseniz aldığınız sosyoloji eğitimini bir kenara bırakıp başka alanlara yönelmek zorunda kalacaksınız demektir. Mesela iyi bir öğretmen, iyi bir pazarlamacı ya da insan kaynakları uzmanı vs. olabilir; iş yerinizde kentleşme, suç, toplumsal cinsiyet, göç üzerine uzun uzun konuşabilirsiniz. Başka alana da yönelme imkânınız yok ise ki -büyük çoğunluğumuz için yok- evde akrabalarınızı işsizlik ve sosyal tabakalaşma hakkında bilgilendirebilirsiniz. Şaka bir tarafa gerçekten bir sosyoloji mezununa, bir sosyologa gerçekten ihtiyaç duyulmamakta mıdır yahut duyulmaması bir sorun teşkil etmekte midir?

Sosyoloji disiplini İstatistik, Psikoloji, Kent Planlama, Tıp, Tarih, Felsefe gibi pek çok disiplin ile ilişki kurarak bu bilim dallarında yapılacak araştırmalara tüm dünyada katkı sunmaktadır. Sosyolojik bilgi sadece analiz eden bir uğraş olmanın ötesinde, sosyolojik araştırma yöntemlerini kullanarak yürüttüğü saha araştırmaları ile toplumsal sorunlara çözüm önerileri getirip geleceğe projeksiyon tutmaktadır tüm dünyada. Oysa sosyal hizmetler alanında dahi 2005 yılına kadar tek bir sosyoloji mezunu çalıştırma ihtiyacı bile hissetmemiş bir ülkenin vatandaşlarıyız ne yazık ki. Belki de yöneticilerimiz post modern toplum teorisinden etkilenmektedirler. Ne de olsa dünya açıklanamayacak kadar karmaşık ve anlaşılamazdır. O vakit sosyal politikalarımı geliştirirken sosyolojiye neden ihtiyaç duyayım ki,  ya da uluslararası göç mağduru mülteciler için vereceğim hizmeti belirlerken olayı güvenlik açısından ele alıp sadece emniyet teşkilatına danışırım olur biter. Zaten tüm üniversite mezunlarını polis olarak çalıştırıyorum içinde mutlaka sosyoloji mezunları da vardır ne de olsa. Resmi görüşü bu şekilde tasvir edersek haksızlık mı etmiş oluruz sorusu gelmesin lütfen aklınıza.

Çoğu zaman iktidar sahiplerini rahatsız etme kapasitesine sahip bir bilim / meslek dalından söz ediyoruz nihayetinde. Bu nedenle iş ve meslek alanlarının daraltıldığını, mezunların işsiz ve umutsuz bırakıldığını, iş bulanların ise düşük ücret ve statülerle çalıştırıldığını, bölümlerdeki bütçelerin ve kadroların da aynı şekilde son derece dar tutulduğunu görüyoruz.

Lafı fazla uzatmak istemiyoruz. Dünya hızla değişiyor. Sosyoloji mezunlarının toplumsal kültürel sorumluluklarını yerine getirebilmek, anayasal ve demokratik haklarımızı koruyup geliştirmek, Sosyoloji bilimine hak ettiği saygınlığı kazandırabilmek ve yukarıda saydığımız tüm haksız uygulamalara dur diyebilmek için sesimizi biraz yükseltmeye karar verdik. 2007 yılının sonundaSosyoloji Mezunları Derneği’ni kurduk. Kurar kurmaz da düşündüğümüzden çok daha fazla ses çıkartmak zorunda olduğumuzu anladık. Hali hazırda yayına hazırlanan kapsamlı raporlarla Türkiye’de sosyoloji biliminin alanının genişletilebilmesi için yapılması ve de yapılmaması gerekenleri paylaşacağız. Bu fikirlerimizi tartışıp seslendirirken başka meslek guruplarının alanına girmeden, kendi özgün ilke, yöntem, araç ve yaklaşımlarımızı kullanmayı esas alıyoruz. Örneğin bir sosyologun psikolojik danışmanlık ve rehberlik yapabileceğini savunmak yerine, eğitim alanında ilgili kurumlarda kendi formasyonuna uygun görev tanımıyla yer almasını istiyoruz. Sosyoloji eğitiminin konu genişliği sebebiyle diğer mesleklerin muadili sayılması yönünde taleplerde bulunmanın sosyolojinin saygınlığını azalttığının farkındayız.

İlk olarak bakalım sosyolog görev tanımı önerimiz ne imiş:

Sosyolog, içinde çalıştığı kurumların ihtiyaçları doğrultusunda, nitel ve nicel araştırma yöntemlerini kullanarak, toplumsal sorun, durum ve ihtiyaçları tespit eder; karar alma mekanizmalarındaki yetkililerin ihtiyaç duyduğu verileri sağlar, güncelleştirir ve yorumlar; kamusal hizmetlerin niteliğinin yükselmesi ve bu hizmetlere ihtiyaç duyan gruplara ulaşması için planlama ve uygulamaya yönelik birimlerde görev alır.”

Sosyologların toplumsal sorunları analiz edip tüm sorunları çözen bir üst makam olarak görülmesi eğilimine karşı disiplinler ve meslekler arası işbirliğini savunuyoruz. Bilginin kolektif bir şekilde üretilmesi gerektiğine taraf olduğumuz için de bir zorunluluk olarak Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı gibi birçok kurumda Sosyolog kadrosu açılması ve Sosyolog çalıştıran kurumlarda ise kadro sayısının arttırılmasını istiyoruz. 

Üçüncü ve belki de üzerinde en çok durulması gereken konu ise üniversite eğitiminin mezuniyet sonrası iş yaşamını da hesaba katarak planlanması gerektiğidir. Bu konuda şüphesiz üniversitelerin Sosyoloji bölümlerine çok fazla iş düşmektedir. Bize göre Sosyolojinin diğer bilim dallarının da yardımıyla toplumsal anlamda eşitsizlikleri azaltan planlamaları ve uygulamaları hayata geçirmede kilit bir rolü bulunmaktadır. Bu nedenle topluma yönelik hizmetlerin kalitesini ve hızını artıracak adil çözüm önerilerinin geliştirilmesinde Sosyoloji biliminin birikimlerinden yararlanmanın hayati önem taşıdığını her yerde üstüne basa basa söylüyoruz.

 Daha yaşanabilir,  daha özgür, daha açıklanabilir bir dünyada Sosyolojiye ve bütün olarak sosyal bilimlere hak ettiği değerin verildiği bir zamanı yaşayabilmek için…

Sosyoloji Mezunları Derneği