Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Çalıştayı’na katılım

0
654
Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Çalıştayına Katılım-28 Mayıs 2011

Somder olarak 28 Mayıs 2011 tarihinde Sakarya Üniveristesi Sosyoloji Bölümü tarafından gerçekleştirilen Sosyoloji Müfredatının Mesleklere Uyumlululaştırılması Çalıştayına dernek yönetim kurulu üyelerimiz Fatma Cürül Ve Mehmet Şeref Arslan katılmışlar ve aşağıda yer alan sunum gerçekleştirilmiştir.

   Kısa adı SOMDER olan Sosyoloji Mezunları Derneği, bir grup sosyoloji mezununun bir araya gelerek 25 Aralık 2007 tarihinde İstanbul’da kurduğu bir sivil toplum örgütüdür. Sosyoloji mezunlarının anayasal, demokratik, mesleki haklarını korumayı ve kendi aralarındadayanışmasını geliştirmeyi hedeflemektedir.

   Bugün ülkemizdeki sosyoloji eğitimi veren üniversitelerden her yıl yaklaşık 3000’e yakın öğrenci mezun oluyor. Şayet üniversitelerin sınırlı akademik pozisyonları veya devlet tarafından bugüne dek açılmış sınırlı sayıdaki sosyolog kadrosuna giremediyseniz ya işsizlik tehlikesiyle karşı karşıya kalırsınız ya da aldığınız sosyoloji eğitimini bir kenara bırakıp başka alanlara yönelmek zorundasınızdır. SHÇEK, Adalet Bakanlığı vb. devlet kurumlarında kadroya girebilen şanslı azınlık içindeyseniz de görev tanımlarının açık olmamsından kaynaklanan, çalışma arkadaşlarınızla rekabet, dışlanma ya da yeteneğinin altında & kalifikasyonunun dışında, yani yöneticilerinizin vizyonlarına bağlı biçimde keyfî olarak istihdam gibi birçok sorun yaşarsınız.

   Dolayısıyla sosyoloji mezunlarının çoğu bugün, istihdam açısından acil sorunlar yaşamaktadır.

   Bu sebeple SOMDER, bugüne dek istihdam konusu ile ilgili birçok adım atmıştır. Öte yandan, kurulduğundan bu yana derneğimizin ufku da bu çalışmalarla sınırlı olmamıştır; ki bunun derneğimizin zenginliği olduğunu düşünüyoruz.

   Ancak bizim için acil olan istihdam sorununa geri dönersek, derneğimiz, tüm bu işsizlik & dışlanma baskısına rağmen, meslekî fanatizme düşmeyen, ama meslek onurunu koruyan bir yaklaşımı benimsemektedir.

   Bu bağlamda sosyoloji, tam da bu onuru koruyabilecek biçimde, başka mesleklerin alanlarına sızmaya çalışmasını gerektirmeyecek özerk bir alan olarak tanımlanabilir. Bu alan da sosyolojiyi ve sosyologları ‘herşeyi yapabilir’, ‘herşeyi açıklayabilir’ biçimde tanımlayıp mistifiye etmek (ve bu iddia hem hakikatten hem de ikna edicilikten uzak olduğu için, aslında ‘değersizleştirmek’) yerine ‘yapabileceğini yapmaya aday ve muktedir’ bir alan olarak tanımlanmalıdır.

   Bu anlamda sosyolog, genel hatları ile sosyal alan üzerine araştırma üreten bir mesleğin lisansına sahiptir ve tam da bu alanda istihdam edilmelidir. Bize göre, sosyologlar da bu alanın kurulmasını talep ettikleri ölçüde saygın bir mesleğe kavuşacaktır.

   Buradan devamla, alanlarda somut sorunlar yaşayan sosyoloji mezunları olarak bizler, istihdam sorunlarımızın çözümü açısından, üniversitelerdeki eğitimin iş yaşamında ihtiyaç duyulan uzmanlaşmaya yönelik olarak düzenlenmesine ek olarak, özellikle niteliksel ve niceliksel araştırmaya yönelik derslerin öne çıkarılmasını önemli buluyoruz. Bu bağlamda da Açık Öğretim Fakültesi’nde sosyoloji bölümü açılmasının hem kabarık olan sosyoloji mezunu işsiz sayısını arttıracağını hemde pratiğe dayalı olması kaçınılmaz olan sosyoloji alanında açık öğretim metodunun, düşük kalifikasyonlu mezunların alana girmesine yol açacağını düşünüyoruz.

   Bunlara ek olarak, özerk bir alanın tanınması için mücadele verilmesi, lisans sahibi olmadığımız bir alanda verimsiz & kalitesiz hizmet üretmek yerine lisans sahibi olduğumuz alanda kaliteli hizmet üretmek, yoğunlukla istihdam edildiğimiz ve gelecekte daha da açılacağını umduğumuz kamu alanında  hizmet kalitesinin yükseltilmesi açısından da önemlidir.

   Son söz olarak, ‘Kamu için sosyoloji’ şeklinde özetleyebileceğimiz bu tutum, kamu hizmetinde kaliteyi düşünmeksizin sürekli kısıntıya gitmeye, tam da bu sebeple en az elemana en çok işi yaptırmaya ve bizi işsizlik ve dışlama baskısı ile terbiye etmeye çalışan politikalara karşı da bir duruştur.